• hayatında hiç uçağa binmemiş insan

    6.
    hic ucaga binmemis birisi gayet de normal birisidir. eskidendi o, ucaklar cok pahali nesnelerdi böyle istanbul´dan samsuna ucak bileti fiyati otobüs bileti fiyatinin 40 kati falandi, ucakla yolculuk edenlere "woww ucak yolculugu yapabilen adam "denilirdi. simdi stuttgart´tan istanbul´a 19 euro´ya ucak var, adam denk getirmis 19 euro´yu gec 0,99 euro´ya bile bilet bulmus. yani ucaga bu zamanda binmeyen adamin uzak mesafeleri asmasina gerek yoktur, onun icin binmiyordur ucaga. yoksa uzaga gitmesi gereken adam herhalde ki binmek zorunda ucaga. amerika kitasinda yasayan bütün türkler ucaga binmistir herhalde. ama bütün akrabasi isi istanbul´da olan bir adam binse binse sirf "ucaga bindim" demek icin biner o merete.

    ben ucak yolculugunu severim. bir de biraz fazlaca dar degilse bayilirim. sirf pencere kenarindan yer kapmak icin 5 saat önce check in yapmisligim bile vardir. ama ucaga binmemis adama da tutup "aaa sen hic ucaga binmedin mi?" denmez, ukalalik olur o.
    22 -1 ... paganviodio
  • mükemmel kime denir

    ?.
    mükemmel olmak icin...
    -cok paran olmasi, iyi bir isin olmasi
    -cok yakisikli olmak
    -cok kültürlü olmak-burasi biraz cetrefilli, kültür isin icine girince ideoloji de girer, ideoloji isin icinde olunca her tarafa birden mükemmel görünmek mümkün olmaz, o zaman kültürden kastimiz sey olsun, her devletin bayragini baskentini bilmek gibi dinamik degil statik bilgiyi kastediyor olalim.
    - cok sadik olmak, cünkü cok yakisikli ve cok zengin olunca talep de cok artacaktir, bu taleplerin hosa giden ilkini almak digerlerini sallamak gerekecektir- ki bu mümkün müdür bilinmez-
    - iyi insan olmak, yalan söylememek, dogru seyleri söylemek- ki bu konu cooook tartisma götürür- insanin is yerindeki pozisyonuna göz diken art niyetli sahislara karsi da dogru konustugumuz zaman, o yeri pek yakin bir zamanda kaybeder "mükemmel" olamayiz.(mi acaba)
    - herkese zaman ayirabilmek, her ise kosturmak, ki cok iyi bir isimiz oldugunda bu türden bir seylere zamanimiz olmayacaktir.
    -cok kitap okumak (mi acaba)
    -cok sosyal olmak (mi acaba)

    bu listeye buraya kadar bile söyle bir bakinca olusturdugu celiskilerden sebeple, mükemmel olmanin imkansiz oldugunu söyleyebiliriz. mükemmellik bir ütopyadir.
    1 ... paganviodio
  • kendisine taş atan çocuğu komalık eden polis

    29.
    polisi karalamanin pesinde olanlarin üzerine atladiklari olay. polisin yapmis oldugu olay yanlistir da bunu firsat bilip olayi bilincli olarak "genel" e yayarak "türk polisi tukakadir" seklinde yorumlar yapmak da mutlaka "art niyetli" yorumlar olsa gerektir. isin dogrusu söyledir o olayi yapan polis tukakadir, ama bu bütün türk polis teskilatini töhmet altinda birakmaz. bu olayi "genelleme"nin pesinde olan mihraklarin kafalarinda mutlaka "sinirlari olus, yapilis sekli belirli" bu olayi kötülemenin disinda "baska" fikirler olmalidir. kimseye herhangi bir saldirida bulunmak istemememe ragmen, genelleme yapmanin da en az o kadar kötü birsey oldugunu söylemem gerekiyor.

    isin bir de baska bir yönüne deginelim. böyle seyleri bati basininda genellikle saklarlar, böyle olaylari yazip afise etmezler, olayin failine yapilmasi gerekeni yaparlar, ama bu tür seylerin basina sizmamasina calisirlar, polisin itibari zedelenmesin diye. bu türden bir haberin bu kadar büyük puntolarla aciga cikartilmasinin ardinda belki de "polise zarar vermeye" calisma girisimi de vardir, ya da "polisi kamuoyu önünde yipratma" girisimi...bir cesit "polis ergenekon"u yani...bilinmez, ama insanin akli o yöne dogru kaymiyor da degil hani...
    5 -3 ... paganviodio
  • almanya daki türkler

    1.
    baslibasina kitap konusu olan-ki o kitap bayagi kalin bir kitap olur- bir konu. her neslini baska kitap konusu yapmak lazimdir. cünkü ne 1.nesil 2.ye,ne de 2.nesil 3.ye benzer. hepsi birden de bambaska dinamiklere sahiptirler. kimi tek kelime almanca, kimi de tek kelime türkce konusamaz. kendi aralarinda bile "gettolasma" basgöstermis bir insan grubudur bu almanya´daki türkler. 3. nesil türkler tamamen almanlar gibi yasarlar ve türkce bilmezler, 1.nesil türkler hala basörtüyle gezer ve almanca bilmezler, aradaki 2.nesil dedigimiz grupta degiskendir, her türlüsü vardir.

    din konusu cok enterasandir, kimi dine inandigindan kimi almanlara inat olmak icin basörtüyle gezer, karisini basörtü takmaya zorlayan adamlar kahvehanelere gelip bunu bir de marifetmis gibi anlatirlar. "besik kertmesi"ni evlenerek rize den almanya´ya getirmistir adam, kadincagiz tamamen yapayalnizdir tek kelime almanca ögrenmeden kocasinin haklari sayesinde "birdenbire"almanya illerine getirilmistir,yazik ki sokaga bile cikamaz. kocasi "kapanacaksin" der kapanir "acilacaksin" der acilir, böyle cicekler gibi her mevsim baska tür gezen insanlar da mevcuttur. türkce konusamayan grubu türkler,almanca konusamayan grubu da almanlar dislamistir, böylece "gettolasma"nin her türlü dinamigi bircok acidan olusmustur. fabrika´dan atilan isci, aldigi tazminatla gider dönerci acar (döner isinden ne anlarsa), karlsruhe sehrinde yanyana 3 adet dönerci dükkani vardir, döner almanya´da en cok satilan "fast food" produksiyonudur, herkes- ben de dahil hayatinda bir dönerciyle is iliskisine girmistir- ben de iki ay falan döner kestim ögrenciyken-. "kurtarilmis bölgeler" de adamlar türkiye`dekinden daha "türkce" bir hayat sürerler, bütün alisverisleri, tv´leri, gazeteleri, arkadaslari, kitapcilari, kasetcileri "türkcedir"(adamlarin kira kontratlari bile alman illerinde,türkceymis, mahkemelik falan olduklari zaman sadece almancaya cevirirlermis)....siz simdi gülersiniz ama o bölgede yasayan almanlarin icerisinde -sahit oldugum son olaylara göre- bircogunun gayet iyi türkce konusmaya basladigi gözlemlenmektedir. bizim faruk abi türk kasaptan et almaya kalktiginda alman hos bir kadinin kasap amcaya türkce "yagsiz yerinden bir kilo dana kiyma lütfen" seklinde bir konusmasina sahit oldugum, bu durumdan utansam mi övünsem mi bilemedigim bir duygu karmasasina kapildigim, konusunu belirtebilirim. müslümanlikla ilgili ödev hazirlayan liseli cocuklar camiyi ziyarete gittiklerinde benim telefonla aranmam- ki o zamanlar daha yeniydim, almancam sallantidaydi- ve adamlara camiyi gezdirmemin istenmesi, camideki tüm kadronun almanca dilinden hic cakmadigi seklinde, pekala da algilanabilir. ya da bi tren garinda türk bir vatandasin bana "abi bu abfahrt neresi ya, bütün trenler oraya gidiyo" demesi (abfahrt "kalkis" demektir almanca da) olaya güzel bir boyut katacaktir. bundan daha da garibi cocuk yuvasina giden alman cocuklarinin devamli cocuk yuvasina takilan türk anneler tarafindan türkceyi sökmesi, ana babasiyla bu dilde konusmaya calismasi sonucu birtakim uzmanlara gösterilmesi, ve uzmanlarin o cocugun türkce konustugunu gazetelere bildirmesi de, insani bir garip hissettirir. ya da berlin´de tanistigim hüseyin adli bir arkadasin, beni alman arkadaslar bi partiye davet edip "arkadaslarini da al gel" dediklerinde "olm orda simdi almanca falan konusmak lazim" diyerek teklifimi reddetmesi de güzel bir anidir.

    ancak bizim nesilin almanya´da dogup büyümüs olanlari cok azi disinda hic türkce konusamaz, konussa bile, bir almanin türkce konusmasi gibi cok garip bir aksanla konusur ve türkce de cok anlamsiz olan almanca tamlamalar kullanarak konusur. bu adamlarin herbirinin hikayesi kitapliktir. anlatilacak hikaye o kadar coktur ve bu hikayeler bazen o kadar komiktirler ki...mesela-laf lafi aciyor- freiburg´tan hamburg´a giden basörtülü yaslica bir teyzenin(tren´le) frankfurt´ta tren aktarmasi yapamamasi- ya da yanlis yapmasi sonucu alman illerinde kaybolmasi, hamburg´ta kendisini karsilayacak olanlarin kadini inmesi gereken trende bulamamasi sonucu freiburg türklerinin alman demiryollarini alarma gecirmesi -ki bu cok uzun bir hikayedir- gercekten uzun uzun anlatmaya deger bir komedidir. simdilik bu kadar yetsin. belki ileride aklima gelirse birseyler daha yazarim, matraklik olur.
    7 -2 ... paganviodio
  • şu çılgın türkler

    84.
    önemli tarihi bilgileri "roman" tadinda veren bir tür tarih kitabi. bu tür tarihi gercekleri romanlastirma girisimi baska konularda yazilmis kitaplarda da mevcuttur. mesela w.f.flicke´nin "kizil kilise" adli kitabi da "su cilgin türkler" gibi gercek bir olayi roman tadinda veren bir kitaptir. churchill´in "ikinci dünya savasi" isimli kitabi da ayni yöntemi yer yer kullanmistir.kitabin "kahramanlik destani" agziyla yazilmis olmasi, türk olmaktan utanan türk devletinin henüz daha tam ele gecirilememesinden rahatsiz olan bazi cevrelerce "düsman kitap" ilan etmelerine sebep olmustur, ama bu kitabin iceriginde verilen sayilar, yazismalar, kisiler o kisilerin konusmalari -ki mesela lloyd george´unkiler- ingiltere´nin o zamanki basbakani- ingiliz meclisi tutanaklarindan alinmistir. kaldi ki mustafa kemal pasayi bir "dahi" diye betimledigi konusma da ayni tutanaklarda halen mevcuttur. ordularin sayilari, silah durumlari, kagni kollari, "kagninin kamyonu yenemeyecegini" söyleyen fransiz franklin bouillion´a kadar bütün bilgiler gercektir.

    bence bu kitabin en dehsetengiz özelligi, bütün olaylari tam kronolojik bir sirayla vermeye calismasidir. bu tür islerle ugrasmayan bilmez- böyle,ayni gün olmus olaylari bile sabah´tan aksama dogru siralamak, cok büyük bir calisma gerektirir. siz o kadar ugrasirsiniz, sonra birisi cikar "sizin su su gün su su saate oturttugunuz su olayi yanlis yere oturtmussunuz, o su su gün ve saatde olmustur." diyiverir. bu konuyu iyi bilen insanlar bizim de cevremizdedir, hepsinin söyledigi sey- kitaptaki sasmaz tarihsel dogruluktur. sakarya savasinin anlatilmasi sirasinda verilen ayrintilar, sasilacak kadar coktur, ve hepsi de dogrudur, o yüzden hickimse bu kitaba öyle fazla yüklenemiyor, isteseler de yapamiyorlar.

    bunun disinda kitap bir romandir, duygusal bir yaklasimla aktarilmis bircok pasaji mevcuttur, ama böyle bir seyi yapmak da herhaldeki yazarin hakkidir. kitabi yazan sahis eger türk milletini överek göklere cikarmak istemisse ,böyle bir sey yapmak da herhalde ki özgürdür. ayrieten kurtulus savasini kazanan o insanlar da övülmeye layik insanlar olsa gerektirler. bence buna karsi cikmak "asagilik kompleksi" icerisinde kivranmakla esdegerdir. adamlar hem dis hem de ic düsmana karsi, hem de 1.dünya savasinin hemen akabinde kendi topraklarinda bir savas verip bu savasi da kazanmislar. aciniz bakiniz, buna benzer tarihte baska bir örnek var miymis?...bulursaniz, turgut özakman´i kinamaya devam ediniz, yok eger bulamiyorsaniz, illa da elestirmis olmak icin, laf üretmekten vazgeciniz, ya da o kitaptaki bilgilerin yanlis oldugunu kanitlayiniz. bunlarin hicbirisini yapamayacaksiniz.

    insanlarin "pozitif" isler yapabilmeleri icin pozitif enerji yüklü olmalari gerekir. bu sahislarin pozitif enerji yüklenmeleri pedagojik olarak, devamli yermek, kötülemek ve asagilamakla mümkün degildir. ancak kendisini "iyi" hisseden adam iyi isler yapabilir, "kötü" hisseden, iyi isler yapamaz. o gücü kendisinde bulamaz. bu "sahsi deger" olayi futbol maclarinda kendisini cok gösteriyor. o kadar müthis bir futbol takimi olan portekiz, yüz kere alman milli takimini yenebilecekken eli ayagina dolasiyor, ve gidip almanlarin düdük takimina yeniliyor (bakiniz portekiz-almanya maci-ben o maci almanya´da seyrettim benim seyrettigim bardaki almanlarin cogu portekiz´i tutuyordu.-), ayni sekilde portekizli insanlarin alman´lara karsi gercekten bir asagilik kompleksi var, aynen de bu sahaya yansiyor- oynayan futbolcular dünyanin en degerli adamlari bile olsalar, o "ruh" gene de orada. iste bu "kötü ruhu" yikmak icin böyle kitaplar arada bir lazim diyorum, türkiye´ye böyle özakman gibi birkac adam lazim. bu "asagilik kompleksiyle bastirilmis ruh" türk insanini mahvediyor- diye düsünüyorum.
    3 ... paganviodio
  • uzun yük trenleri

    ?.
    kelime itibariyla amerika kitasindaki yüktrenlerini cagristiran bir sözcük tamlamasi."long freight train" diye sarkilar da mevcuttur. bu trenleri dash9 diye adlandirilan lokomotifler ceker. hepsi general motors yapimidirlar. bu lokomotifler 4400 beygir gücündedirler. abd´deki yük trenleri genellikle 3 km uzunlugunda olurlar.container trenlerinin bir vagonuna bir degil iki container istiflenir. böyle bir container vagonu 100 ton yükü kaldirabilir.bir container vagonu 16 metre uzunlugunda olur. youtube da bircok videoya kaydedilmistir ve bu yük trenlerine cok insan hastadir. cok da ekonomiktirler. duyumlarimiz abd´de deki yük trafiginin 100 de 90´nin bu trenlerle tasindigi seklindedir.trenleri agirliklarina göre 4-5 lokomotif ceker. bir istasyondan gecmeleri 5 dakika sürer.
    1 ... paganviodio
  • anneye küfür eden insan

    16.
    annesinin ne halt ettigini bilmedigimiz icin yorum yapamayacagimiz birisidir. almanya´da bir türk´le evlendigi icin anne tarafindan mirastan yoksun birakilan kizlar-kadinlar- tanirim. öyle anneye küfretmeyi gec momunda dinamit patlatmak bile iyi gelecektir.
    ... paganviodio
  • kanunları kimin koruyacağı konusu

    ?.
    türk halkini cok ilgilendiren bir konudur. bir haksizliga ugrandiginda gökten bir beyaz atli prens inip "nayir nayir n´olamaz, siz bu adamin hakkini yiyemezsiniz!" seklinde bir söylemin olmasi mi, yoksa haksizliga ugrayan sahsin "kardesim benim böyle böyle haklarim var bunu su sekilde uygulamak zorundasin." demesi mi daha akla yakin bir ihtimaldir?!...herhalde ki ikinci olani. gökten hic bir beyaz atli prens inmez, haklari savunmak icin. bu, sahsin kendi haklarini iyice tanimasi gerektigi anlamina gelir.

    uludag sözlükte birtakim sikayet yazilari vardir, ben de onlari devamli okuyorum. dün "metro turizm" le ilgili olanlarin hepsini okumustum, bugün de aklima gelen birtakim baska konularda olanlari okudum. bu yazilarin tamami suc duyurusudur. bunlarin aslen adalete intikal ettirilmesi, aslina bakarsaniz, sarttir. adamlar yedikleri bozuk yemeklerden zehirlenmelerinden tutun da bankanin mutlaka göndermesi gereken para havalelerini göndermemesine kadar bir dolu seyi yazmislar buraya. bunlarin hepsi bir sürü kanuna baglanmis konulardir. tamami suctur. görevi savsaklamak sadece bati yasalarinda degil türk yasalarinda da suctur. bunun üzerine gidilmesi gerekir. yalniz arkadaslar bilsinler ki, "uludag sözlük" te yazi yazmak bunun icin yeterli degildir. bunu belgeleriyle gerekli mercilere iletmek gerekir. bir de bunun takibatini yapmak gerekir. yasalar mevcuttur hem de kac yillliktirlar, onlarin artik uygulanmaya baslanmasi gerekir-diye düsünüyorum.... baksaniza adam, üc kere "unutulmus" -üc kere!!!- otobüs sirketi tarafindan, yani binecegi yeri söylüyor, adamlar tamam diyor, ve iki- üc kere ayni sekilde unutuluyor, bunlar normal isler degillerdir. bilet fiyatini birkac kere ödüyor falan. türk halki bu cok pasif durusunu degistirmek zorundadir...yani bir adam da hic bir yasal hareket göstermeden üc kez haksizliga ugruyorsa orada bir cesit "pasiflikten" söz edebiliriz herhalde. dislerinizi gösterin millet- yani gösterecweginiz "dis" de sadece yasada belirtildigi kadariyla gösterebileceginiz "dis"tir.daha fazlasindan bahsetmiyoruz burada-siz hep "yurttas" siniz, sizin yapmaniz gereken bir "ihtilal" falan degildir, sadece yasalarin uygulanmasidir, sadece bu bile türkiye´ye cag atlattirir, bunu unutmayiniz.
    3 ... paganviodio
  • çin seddi

    46.
    "türkler demek ki cin´in bugün bilinen büyük bir kismina hakimmisler" dedirten yapi. cünkü bugün itibariyla cin´in hemen hemen ortasinda kalmistir. sadece duvar degil duvarin bittigi altay daglarinin gecit vermez bir kismina kadar duvara devam edilmis "bundan sonra da bizi zaten daglar korur" diye-büyük ihtimalle- düsünülmüstür. 8800km uzunlugundadir. bazi yerlerde birkac parcaya ayrilir. her 400-500 metrede bir 12 m yüksekliginde kuleler insa edilmistir. bu kuleler, silah ve cephane depolari olmaktan baska göz kontagi sayesinde diger kulelerle anlasmayi saglamak icin de yapilmislardir. bu kulelerden duvar boyunca 25 bin tane kadar mevcuttur. duvarin yüksekligi genellikle 9 metredir. uzaydan görünmesi konusu sadece yeryüzünden 1000km kadar yükseklikler icin gecerlidir. daha yüksek, ya da uzak mesafelerden cin seddini görmek- mesela ay´dan- mümkün degildir.
    5 ... paganviodio
  • fatih terim in ingilizcesi

    50.
    herkes gibi benim de bir aralar dalga gectigim, bir video kaydina dayali terim´in bilmedigim bir futbol macindan sonra yaptígi basin toplantisinda konustugu ingilizce.

    ancak sonradan düsündüm de aslinda o kadar da dalga gecmemek lazim adamin konusmasiyla. teknik direktördür, tutup "benim de dilim var, ben olayi kendi dilimde anlatirim sizin cevirmenleriniz de cevirir" diyebilir. mesela rus basbakani putin bir basin toplantisinda yarim yamalak türkce konusacak olsa, onun o türkcesiyle, dalga gecmek mi lazimdir?...bu güzel bir sorudur. ya da alman antrenör christoph daum bir türk tv reklaminda 2 kelime türkce konustu diye hepimiz nasil deli olmustuk?!....bunlar hep jest davranislaridir, ve terim´in o toplantidaki ingilizcesi, daum´un tv reklamindaki türkcesinden ezici bir sekilde daha iyidir. bu duruma verilebilinecek bir yanit vardir, bu yanitin dünyadaki yankisi kesinlikle terim´in ingilizcesiyle dalga gecmekten cok daha farkli olmustur.

    o yanit bir zamanlar bayern münih teknik direktörlügü yapmis meshur teknik direktör trapattoni´nin "almanca" olarak basin toplantisinda verdigi mülakattir. orada konusulan almanca inanilmaz kötüdür. ama kimse o almanca´yla "iste bilmiyor, cahil" diye dalga gecmemistir. hatta "efsanevi 3 dakika 30 saniye" diye de tarihe gecmistir. cünkü herkes farkindadir ki guiseppe trapattoni almanca konusmak zorunda degildir, söyledigi her almanca kelime kendi tarafindan yapilmis bir jesttir.

    trapattoni´nin kontrolünü kaybettigi , almanca bilmeyenlerin de izlemesinin cok yararli oldugunu düsündügüm bu videoyu izlemek icin: https://video.uludagsozluk.com/v/fatih-terim-in-ingilizcesi-10330/



    kissa´dan hisse,olaylari degisik acilardan görmeye calismak, at gözlügüyle bakmaktan daha dogru olsa gerektir. dogrudur, terim´in ingilizcesi kötüdür, ancak iyi niyeti insanlara jest yapma kabiliyeti yabanci basina dostca yaklasimi kesinlikle kücümsenmemeli, yaptigi jeste mütemadiyen camur atilmamalidir. terim türk´tür ingilizce konusmak zorunda degildir. hagi o kadar yil türkiye´de oynadi konustugu türkce kaldigi zamana kiyaslanacak olursa, icler acisidir. ben almanya´da bizim bi alman arkadasa hagi´nin konustugu türkceden daha iyisini ögrettim. bir insan´da o kadar yüksek bir mevkiye gelip 8-9 yil türkiye´de kalinca daha iyi türkce konusabilmeli degil miydi? roberto carlos var 3 yildir türkiye´de oynuyor, ben cok merak ediyorum ne kadar türkce ögrenmis....neyse konuyu fazla dagitmayalim. fatih terim´in orada yaptigi jesti görmezlikten gelmemek lazim, bütün söylemek istedigim bundan ibarettir.
    1 -1 ... paganviodio
  • yaran gazete manşetleri

    114.
    gecenlerde "milliyet" gazetesindeki bir baslik;

    bilimadamlari "küresel isinma"nin sebebini buldular.

    acip okuyorsunuz- bilimadamlari sisman insanlarin arabaya daha cok binip daha cok karbonmonoksit ürettiklerini söylemisler,bu da küresel isinmayi tetikleyici bir olaymis, yani öyle küresel isinmanin bilimsel dayanagi falan diye bir sey yok.(bu mudur yani habercilik?)
    1 ... paganviodio
  • metro turizm

    128.
    ben daha hic binmedim bu sirkete, ve bu yazilanlari okuduktan sonra da binmem herhalde. yalniz, saflik yapmak istemem ama, burada yazilanlarin cogu suctur. yani yasal acidan suc. cezai müeyyidesi olanlardan yani. bu türden burada yazdiginiz sekildeki olaylar oldugunda ;
    -)kiminle muhattap oldugunuzu mutlaka not ediniz.
    -)biletinizi kesinlikle saklayiniz
    -)arkadasin yazdigi gibi,bilet parasi ödenmemis diyebilecekleri icin, kesinlikle bilet aliminin belgelendirilmesine dikkat ediniz
    -)ve mutlaka cok disli davranarak sikayet ediniz, o adamlarin yetkililerine degil, basina, o sirketin cikarlarinin islemeyecegi yerlere basvurunuz. bak buraya yazmissiniz, bu bile bir gelisme, ayni burasi gibi, bir umut turizm bakanligina bile yaziniz, bu trip seyler ancak ve ancak dis tepkiyle düzelir, bu sözlükteki yazismalar falan "ic" tepki sayilir. bunu unutmayiniz.

    bunun disinda.... bir "yolcu otobüsünün" birkac sayfa önce bir arkadasin yazdigi sekilde 1,5 saat, gelmesi beklenen cargo yüzünden dolu yolcu otobüsünü bekletmesi kesinlikle "kamu hizmetini kötüye kullanma" ya girer,o otobüs yolcular icin dizayn edilmistir, ve izinleri de ona göredir, bilet de böyle bir bekleme serhi konulmamissa otobüsün hareket ettirilmesi gerekir.bu yapilmiyorsa o gecikmenin bütün yolcular bazinda sorumlusu metro turizm´dir,bu türkiye "geri" bir devlet sayilsa bile türkiye sartlarinda da böyledir. o yazi özellikle cok dikkatimi cekti. o hareketin cezasi kanit tanik varsa 3 yildan baslar, ve bu cezanin "sartli salinma" si da yoktur. cünkü "kamu hizmeti" sahsi, kisisel birsey degildir, kendinin disindaki bütün halki ilgilendirir birseydir, türk ceza kanunu bu durumu son derece "kutsal" olarak degerlendirir.

    sirketlerin burada yazilanlardan anladigim kadariyla, "dudullu" benzeri yerlerde öyle "toplama kampi" benzeri- bu benzetmeyi de az evvel okudum- yerlerde yolculari istiflemesi hele kimbilir kac acidan suctur...sayica cok fazla agirlayabilme kapasitesi olmasi gerekir, yoksa öyle cok fazla otobüsü yolcusuna "insani" sartlari sunmadan oraya yönlendiremez, o da "kamu hizmetini kötüye kullanma" ya girer. öyle bir sey baska yasalarla da ilintilidir de su an ona bakmam lazim, yasaya göre bir adam 40 metrekare ev yapmaya kalkip o evi 15 kisilik gösteremez, devlet öyle bir seye tapu vermez,ayni bu sekilde "metro turizm" yolcularini "toplama kampi" gibi yigilmalarla istifleme yapamaz, bunlar hep suctur, burada yazilanlarin cogu aslinda suc duyurusudur. mesela, bir yolcuyu "yanlislikla" baska yerde indiremez, yolcuyu biletin kesildigi yere kadar götürmek zorundadir.

    bunlarin hepsine tepkiyi siz vereceksiniz, yasa hep "sikayetci" üzerinden calisir, özellikle "tüketici" yasasi tamamen bir "sikayetci" ye ihtiyac duyar isleyebilmek icin.ancak gelgelelim bu gibi konular, türkiye´de henüz yenidir, ama zamanla oturmasi sizlerin sayesinde olacaktir. tepki gösteriniz, indirmeye kalktiklari zaman inmeyiniz. problem oldugu zaman mutlaka otobüsün kalktigi saati, taniklik acisindan sizinle ayni fikirdeki diger birkac yolcunun ismini, cok önemli-otobüsün plakasini almayi kesinlikle unutmayiniz.mümkünse ajanlik yapip söförün ve muavinin de kimliklerine bir sekilde ulasmaya calisiniz... ve kesinlikle "sirketin" sikayet servisini arayinca bir "matah" yaptiginizi sanmayiniz. sirket herhalde ki kendi hatasini kamufle etmeye calisacaktir. sirketin hatasini o sirketin cikarlarinin islemedigi yerlere ancak sikayet edebilirsiniz, hatta aramizda kalsin, metro turizm in yaptigi hatalari yana yakila kamil koc´a bile bildirseniz, onlar bile o olayi afise etmeye bakacaklardir.ama gene de en iyisi bu konuyu devlete tasimaktir. dogrudur siz cok kücüksünüzdür, ancak dikkat cekecek kadar fazla insan ayni sikayetleri bildirirse devlet de herhalde bir süre sonra harekete gececektir.

    unutmayiniz, burada sikayet ettiginiz seylerin hemen tamami suctur. bunu yapanlar da sucludur. dogrudur, türkiye de adalet sistemi kaplumbaga hiziyla yürür, ancak yasal sikayet sayisi arttikca olay ciddilesecektir, bunu unutmayiniz, 10 yetmiyorsa 100 sayfa sikayet dilekcesi olunca birileri mutlaka huylanmaya baslayacaktir, türkiye gibi sistemi daha tam oturtamamis devletler de bu tür sancilar oluyor maalesef, ancak siz tüketici olarak, daha dogrusu "yurttas" olarak haklariniza sahip cikmaya ,hatta ve hatta, mükellefsiniz. yani gicik bir savci, bu anlatilanlara bakip, "bak yolcu ciddi tepki göstermemis, devlete herhangi bir dilekce yazilmamis, demek ki o kadar da önemli birsey degilmis" diyecektir. dogrudur, bu tür seyler istir, yani yazi yazmak, telefon etmek falan...ama eger yeteri kadar kisi bu islerin pesini "yurttaslik görevi" olarak takip ederse bu sikayetlerin azalacagindan emin olmalisiniz.

    ben safim, aptalim, yurtdisindan yaziyorum, türkiye sartlarini hemen hic bilmiyorum, ama su kadarini söyleyebilirim, bu sizin yazdiginiz seyler almanya´da almanlarin basina geldiginde hic küfür falan etmeyecekler, derhal avukatlarini arayip davalar acacaklardir. ve kazanirlar o davalari. bu is ancak ve ancak resmi tepkilerle düzelir.

    ancak....okuduklarima cok üzüldüm, hicbir insan bu kadar asagilik muameleye layik degildir.
    15 -3 ... paganviodio
  • müşfik kenter

    24.
    türk degil de amerikali olsa bütün dünyanin sanati karsisinda onu yere mi göge mi koyacagini bilemeyecegi büyük deger. en büyük tiyatro sanatcisi. bir dille yapilabilinecek en zor isi, siir okumayi beceren, ama aslinda tiyatro oyuncusu olan büyük adam. itiraf edeyim, ölmesinden korktugum en önemli sahislardan birisi su an türkiye cumhuriyetinde. türkiye´nin en büyük degerlerinden biri, sanat alaninda türkiye´nin yetistirdigi en ciddi tiyatro ögretmeni, türk diline, türk edebiyatina, türk kültürüne en büyük hizmetleri yapmakta olan büyük adam. hic ölmesin hep yasasin istedigimiz büyük insan. onun o sesi var ya...o sesin kullanilisi var ya....ben hayatimda kenter tiyatrosunda kendisini nazim ´in "memleketimden insan manzaralari" yla izleme serefine nail olmustum. bir masa bir sandalye, bir kücük raki, ve bir bardak´la bir kücük kase de leblebi vardi sahnede, sohbet eder gibi cikti ve siirleri okudu. ben hayatimda ondan sonra da önce de cok sahne gördüm cok sanatciyi sahnede izledim, müsfik hoca´nin oradaki büyüklügüne hicbiri erisemedi... alcak gönüllü durusuyla büyüdü hoca,cok büyüdü en son sahneye sigamaz oldu. öyle ki tiyatro meraki olmayan halkimdan herkes oyun bittiginde agliyordu, bak allah bilir ya o an simdi gene aklima geldi, bogazima bir yumruk dügümlendi...o ses, o insan hala kulaklarimdadir, hicbir zaman unutmadim, ve hicbir zaman da unutmayacagim. müsfik hoca "memleketimden insan manzaralari" ni kaset ya da cd´ye okumadi, ben bilmiyorum, eger bilen varsa, o kaydi hic kaybetmesin...sahip olabilecegi en degerli seylerden birisi o kayit o arkadasin hayati boyunca...
    6 ... paganviodio
  • seda sayan

    147.
    türk maganda kültürünün sarisin simgesi. güzel kadindir... güzeller aptaldir önyargisini yikmak icin elinden geleni yapmis, bütün akilli isi islere el atmistir. o bakimdan takdire sayandir. ancak ne kadar güzel olursa olsun, sadece türkiye onu hem sarkici, hem köse yazari, hem dergici, hem film artisti, hem videoklip modeli, hem gazoz acacagi, hem de tirbuson yapardi, ve bunlarin hepsine de girmistir kendisi...hicbirimizin bu kadar cok ise ilgi göstermedigini düsünürsek ona bunlari yaptiran dürtünün bir kompleks oldugu sonucuna varabiliriz. yatsin kalksin o güzel gözlerine dua etsin, allah ona böyle bir kiyak yapip bir de onu türk olarak degilde mesela alman olarak dogursaydi, kendisi herhalde bugün mercedes fabrikasinda iscilik yapiyor olurdu, türk insanin öküzlügüne, maganda kültürünün acligina, türkiye´nin carpik kapitalist anlayisina yatip kalkip dua etsin o. bunlarin birisi olmasa seda sayan olmazdi cünkü.
    2 ... paganviodio
  • atlantikte firtinaya yakalanmak

    1.
    ölüme yaklasilan bir andir. dalgalarin yüksekligi ve araliklari ölüme ne kadar yaklasildigini belirler, irlanda tarafina yapilan bir feribot yolculugunda bana atlantigin neden "korkunc bir deniz" kabul edildigi konusunda tam da denizci, efendice bir irlandalidan bilgi verilirken bir firtinaya- hatta okyanusun normlarina göre kücükce bir tanesine- yakalanilmis, benim ödümün kopmasina sebep olmustur. olayin fazla teknik boyutuna girmek istemememe ragmen gene de bazi seylere deginmem gerekiyor. bir kere atlantik de cok yüksek ve cok sik dalgalar oluyor. dalgalarin yüksek olmasi o kadar önemli degilmis, ama aralari sik oldugu zaman gemi daha bir önceki dalganin tepesinden yokus asagi inmekteyken burnu gelen dalgaya saplaniyor.bu dalga gemiyi havaya kaldirmaya calisiyor ve bu durum geminin ortasinin boslukta kalmasina ve oraya anormal bir yük binmesine sebep oluyor, okyanus gemiyi resmen ortasindan iceriye dogru anormal bir kuvvetle kanirtiyor. eger iyi yapilmamis bir gemiyse ortadan cat diye koskoca gemi kiriliveriyor !!! allahtan süveys kanali var da gemiler atlantigi bastan sona katetmek zorunda degiller, yoksa bana söylenilen batma hadisesi cok daha sik olabilirmis o okyanusda. biz giderken bile o koskoca feribottan gacir gucur sesler geliyordu. atlantik tuzlu, diger okyanuslardan daha tuzlu, o su dalgaya saplanan burnu cok daha büyük bir kuvvetle kaldirmaya calisiyor, ee geminin kici da bir önceki dalganin üzerinde olunca iki taraftan gemi yukariya dogru, ortadan da yercekiminden sebeple asagiya dogru anormal kuvvetlere maruz kaliyor. hala 21.yyilda okyanus da firtinali hava oldugu zaman kimse riske girmiyor, ve seferler iptal ediliyor. geminin burnu dalgaya saplaninca, hele de dalga yüksek bir taneyse, ben feribotun burnunun tamamen suyun icerine gömülüp tekrar ciktigini birkac kez gördügümü söylemeliyim.insan gercekten korkuyor. bir de ucak gibi brden olup biten birsey degil, durmak dinlenmek bilmiyor, devamli dalga üzerine dalga ....üstelik o zaman bir de haziran ayiydi. ben simdi nisan da denizi söyle bir gördüm de yok arkadas, firtina yok, hicbir sey yok, gene de cok sik cok yüksek dalgalar... bir bilimadamina sormak lazim neden öyle acaba. Hint okyanusunu da gördük, baksana adamlar korsanlik yapmaya gidiyorlar kücük deniz botuyla, farkindaysaniz bu tür seyler atlantik´de olmuyor. cünkü korsanlar gemiye ulasamadan batarlar.Afrika nin atlantik kiyisinda da cok yoksul ülkeler var,onlar ama hic denemiyorlar korsanlik yapmaya gitmeyi... balikcilarin falan denize acildigi aygitlar resmen kocaman, denizci tabiriyle adamlarin hep bana söyledigi " atlantik" diyorlar, "deniz yaptigi zaman, mümkünse hic cikmayacaksin"...ben kumsalda bile otururken kac kere , böyle iki dalga geliyor ikiz gibiler birbirlerine cok benziyorlar ikisi de 5 metre, aralari ucurum gibi bosluk, bir sandalla falan o araya düsersin ikinci dalga ile direk batarsin...hic kurtulusu olmaz o isin.bir de bambaska yönlerden dalgalar geliyor, hepsi ayni yönden gelse, gene iyi.yasamak lazim, böyle yazmakla olmuyor, ama, gene de en iyisi yasamamak. kisin falan subat´ta mart´ta....hamburg limanina kahve geliyor, bazen gemi 5 gün rötar yapiyor, gazetelerden bazen denk gelince okuyoruz. garip bir sey.
    2 ... paganviodio
  • sözlükçülerin birbirlerine toleransı

    1.
    basli basina tartisilmasi gereken bir durum. kisilerin birbirlerine incitici söz söylemek, din ve siyasi görüslerine hakaret etmeksizin, kendi görüslerini ifade edebilme haklariyla tamamen paralellik gösteren bir durum. bu sözlük bu bakimdan pilot bir konumdadir. türk insaninin ne kadar tolerans kaldirdigi konusu burada acik bir sekilde görülmektedir. ben komunist olmak zorunda degilimdir, komunistlige hakaret etmeden o ideolojide neleri yanlis buldugumu ifade ettigim zaman, eger benim yazdigim entry´i komunist görüslüler negatif degerlendirirlerse, o noktada benim onlara "neye göre o entry´i negatif degerlendirdiklerini sorma" hakkim vardir. ayni sey diger din icerikli -yani komunistlik, ya da baska ideolojilerin tümünü birer "din" addedebiliriz- tüm konularda incitici söz icermeyen entry´ler tolere edilmelidirler. yoksa orada kisilerin birbirlerinin "ifade özgürlüklerine karistiklari" pekala da iddia edilebilir. henüz yeni yzar olmusken arkadaslarin gayet somut bir sekilde ifade edilen entry´lerimi "negatif" degerlendirdiklerini görmüs bulunuyorum. bunu kendilerine soramiyorum, cünkü kimin bu entry´lere bu sekilde oylamada bulunduklarini bilmiyorum. ama sözlük, eger herkese entry´leri oylama hakki sunuyorsa, bunu bir sebeplendirme ile desteklemelidir. yani sözlük yazari bir konuda negatif ya da pozitif oy verirken neden öyle yaptiginin aciklamasini yapmalidir, yapabilmelidir. sahislarin hakaret icermeyen, görüs bildiren, soru soran entry´leri negatif degerlendirilememelidir. bunun garantisini sözlük yazarlarina vermelidir, aksi takdirde bu is cigrindan cikar, görüsü bana ters kim varsa ben de tutar yazilarini okumadan hepsini "eksi"yle notlandiririm, eee herkes böyle yaparsa o zaman herkesin yazdigi entry´lerin begenilmeme orani begenilme oranini cok asacaktir, tahminim bu da kimse tarafindan istenmeyen bir durum oldugu yönündedir. ayni sey pozitif entry ler icin de yapilabilir. ama bu sekilde bilmeden, anlamadan entry´leri notlamak, pek de anlasilir bir sey olmasa gerektir.
    3 ... paganviodio
  • saniyelik uyuklama

    1.
    cok uzun süre bir is yapildiginda olusan bir durum. cok uzun bir süre kitap okudugunda, ders calisildiginda olur. kesinlikle tip biliminde yeri olan bir kavramdir. burada kullanilan "saniyelik" kelimesi "cok kisa" anlamindadir. en ölümcül oldugu zaman, araba kullanirken oldugu zamandir. benim basima yeni zamanlarda bir kez denk gelmistir. saniyeden daha uzun sürdügüne yemin ederim. hem de cok daha uzun bir zaman. söyle ki, araba kullaniyorum, yanimda esim uzun süredir uyumakta. yolda benden baska hicbir vasita yok- allah´tan yok- ileride bir köprü var, köprüye dogru ilerliyoruz, ve sonra hatirladigim sey, gene yolda ilerliyorum, köprü yok olmus, köprüyü gecmisiz, dikiz aynasindan bakiyorum, köprüyü en az 500 metre kadar gecmis oldugumuzu görüyorum. o aradaki 1 kilometre kadar kismi kesinlikle hatirlamiyorum. sok geciriyorum, cok garip birsey, normal uyumaya kesinlikle benzemiyor, birden geliyor, ve geciyor.o arada gözlerimi kapatmadigima yemin edebilirim, gözler acik ama zihin bir an icin kontagi kapatiyor,yani sen uyumayabilirsin ama ben bikac saniye kestiricem diyor ve sonra yeniden aciyor, kendimi cok kötü hissediyorum, allah´a sükrediyorum ve ilk gelen park yerine girip arabayi hanima devrediyorum, ama bu olaydan ona o an icin bahsetmiyorum- cünkü cok kizar- koltuga basimi koyar koymaz uyuyorum. kissa´dan hisse....dostlar, bu olayin hic sakasi yok, tamamen ciddiye aliniz.
    42 -1 ... paganviodio
  • nilüfer turizm

    90.
    sevdigimiz cok seyahat ettigimiz oldukca dakik ve iyi bir otobüs sirketidir. otobüs sirketleri ne restorant, ne kebapci, ne de sinema salonlaridir. otobüs sirketlerinin isi yolcusunu verdigi zaman dilimleri icerisinde söyledigi yere ulastirmaktir. hostlarin da trafik kanununa göre asil isi otobüsün güvenligini saglamak, söföre yolculuk sirasinda yardimci olmaktir. bu adamlarin yaptigi diger bütün isler ekstradir.ayrieten otobüsün bir host bulundurmasi bile sirketin keyfiyetine birakilmistir. otobüsün isi yolcusuna film göstermek degildir. ayrieten otobüslerde dagitilan kek ve iceceklerde para karsiligi olarak da satilabilir, hicbir otobüs sirketi öyle bir hizmet de bulunmak zorunda degildir. nilüfer turizm görevini hakkiyla yerine getirmektedir. otobüs sirketleriyle ilgili yazilan pekcok yaziyi okudum. ekstra konular genellikle tema haline getirilmis. bu ekstralar ancak bir jest olarak degerlendirilebilinir. gercekte bunlarin hicbirisini yapmak otobüs sirketinin ve calisanlarinin görevi degildir. türk otobüsleri genellikle cok iyidirler, ve kaza oranlari da sefer sayilarinin sikligi gözönüne alinirsa son derece düsüktür. nilüfer turizm de görevini son derece iyi yapan bir otobüs sirketidir.
    7 -1 ... paganviodio
  • avrupa birliğine karşı olan türk

    8.
    bu söyleminin arkasinda bir dolu sey olabilecek bir insandir. dinci olur, dinsel acidan ab´nin hristiyan kulübü oldugunu düsünür ve müslüman türkiye´nin oraya girmemesini ister;

    dinci degil liberaldir, ancak türkiye´den istenen yaptirimlarin sonunun gelmedigini görmüstür, bu yaptirimlarin ab´nin türkiye´yi almak isteyip de sartlarin olusmasini saglamaya calismadigina, tam tersine sartlari almak istemedigi icin zorlastirmak pesinde olduguna, bu ise son verilmesi gerektigine kani olmustur, o yüzden istemez ;

    ya da dinci ya da liberal degildir, milliyetci bir görüse sahip ama akilci düsünenlerdendir, ab´nin kürtlere silah satisinda bir sampiyon oldugunu sayilarla biliyordur, bunun arkasinda ab´nin türkiye´nin bölünmesi icin dolayli bir calisma icerisinde oldugunu düsünüyordur, türkiye´nin bölünmez bütünlügünün karsisindaki bir olusuma girmeyi bundan dolayi istemez ;

    komunist görüslüdür, ab´nin dev sirketlerinin kapitalist carklarinin türkiye´deki kücük calisani yutup sindirecegini hesaplamaktadir, türkiye´nin kölelestirilmesine karsi oldugu icin istemez ; bunlarin hicbirisi degildir, inanclidir, ama ab´nin bazi yasalarinin türkiye´de uygulanmasinin türkiye´ye yararli olacagini düsünüyordur, o yasalarin alinmasini desteklemektedir, ama ab´nin pekcok acidan cifte standard uyguladigini görmüs bunu kendi türklük gururuna sindirememistir, duygusal olarak bu tür yaptirimlarin türkiye´nin disinda kalmasini istiyor, bundan dolayi ab aleyhtarligi yapiyordur

    görüs coktur. bu görüslerin hicbirisi tamamen yanlis degildir. fiili olaylar ab´nin türkiye´yi ab´ye almasinin türkiye´nin degil ab´nin bir problemi oldugunu göstermektedir. benim sahsi görüsüm ab romanya, bulgaristan gibi ülkeleri bile ab´ye almis ama türkiye´yi hala almamissa, o isin icinde kesinlikle dinsel bir düsmanligin rol oynadigi seklindedir. dinsel irksal düsmanliklar kalkmadan türkiye ab´ye giremez, ve girmemelidir, böyle bir durumda ab´ye girmek türkiye acisindan iyi olmaz, ancak bu tür bir üyelik türkiye acisindan iyi olmalidir, iyi olmasi saglanmadan türkiye ab´den- belki de- korunmalidir. türkiye olaylara soguk, dingin bir acidan bakmali, bir ise sadece ve sadece kendisi icin iyi olacaksa girmelidir, türkiye baskalarinin degil, kendi cikarlarinin pesinde olmalidir, "onlar bizi sevmiyor" seklinde cocukca, duygusal görüslerden uzaklasmalidir. kendini iyi tartip, kendi sartlarina göre olaylari degerlendirmelidir. kimse kimseyi sevmek zorunda degildir. türkiye´nin kimsenin sevgi bagina ihtiyaci yoktur. devletlerin birbirleriyle iliskiler kurmasi, cikar hesaplarinin örtüsmesinden ibarettir. türkiye´nin cikar hesaplari ab´ninkilerle uyusmuyorsa girilmez, ancak uyusuyorsa girilir. bu tür seylere duygusal yaklasmamak gerekir. türkiye genel planda duygusal hareket eden devletlerden hicbir zaman olmamistir, ve bundan sonra da olmayacaktir. türkiye´yi icine düstügü bataklardan cikaran birileri, akilci düsünen, sogukkanli türkler, tarih boyunca olmustur, bundan sonra da olacaktir, diye düsünüyorum. ab´ye girmek sinif atlamak , girmemek sinifta kalmak olarak algilanmamalidir. bence bu türk politikasi acisindan yanlis bir düsünce tarzi olur.
    1 -1 ... paganviodio
  • tespitcil sozluk yazarligi

    ?.
    bir kavram ya da olayin kisisel bakis acisiyla sözlükte yer almasi durumu. kisisel etki olayin yansitilis bicimiyle paraleldir. bir sozluk yazari düsünceleri, görüsleriyle harmanlanmis bicimde olayi yansitacaktir. tespit haddizatinda hic de objektif bir sey degildir. hatta tespit eden tarafindan tespit edildigi düsünülürse son derece subjektif oldugu bile iddia edilebilir. yalniz bu sozlugun iyi tarafi yazar sayisinin coklugu yüzünden ayni olayin farkli boyutlarinin baska yazarlarca ortaya konmasidir. birisi bir tespitin belirli bir kismini gizlerken bir digeri o gizlenen kismi aciga cikaracaktir. bu da okuyan kisinin olayin farkli boyutlarini tecrübe edinmesine yardimci olacaktir.

    bunun yaninda son derece somut tespitler de yok degildirler, o somutluklarsa ancak herkes ayni sonuclara ulasiyorsa somut olurlar, yani orada niteligin ayni somutlukta olmasi durumunu gene nicelik ortaya cikartmaktadir. yani tecrübelerimiz, herkesin bir olayi kendi görüslerine göre yansittigi, bununsa cok kere- hatta her zaman- bir olusumun, kavramin belirli bir bakis acisiyla görüntülenmesinin o olayin tamaminin görüntülenmesi anlamina kesinlikle gelmedigi yönündedir. tespitcil bakis diye bir sey yoktur, varsa bile eksik olarak vardir, kimse kendi sahsi yorumlarinin ötesine gecip, tamamen objektif bir tespitte bulunamaz. ancak bunun denenmesinin sayisiz yararlari vardir, herkes denemelidir, cok güzel ve tesvik edilmesi gereken birseydir.
    4 ... paganviodio
  • yeni şeyler getiriyorum